- zincirle
- 1. catenate 2. concatenate 3. chaining (v.) 4. shackled (v.) 5. chained (v.) 6. shackle (v.) 7. chain (v.)
Turkish-English dictionary. 2013.
Turkish-English dictionary. 2013.
ZENCİR-BEND — f. Zincire vurulmuş, zincirle bağlı mânasına gelir. Eskiden azılı katiller ve deliler, zincirle bağlandıkları için bu tâbir meydana gelmiştir. * Edb: Her mısranın son kelimesi, bir sonra gelen mısraın ilk kelimesini teşkil etmek şekliyle meydana… … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
baklalı — sf. Baklası olan Elleri, ayakları kalın baklalı zincirle bağlı biçarenin. R. Enis … Çağatay Osmanlı Sözlük
çıpa — is., den., İt. cipo Gemilerin dalgalara, akıntılara kapılarak yer değiştirmemesi için suya atılan, zincirle gemiye bağlı bulunan, ucu çengelli ağır demir araç, çipo, demir … Çağatay Osmanlı Sözlük
kazaratar — is. Eklemli bir kol üzerinde hareket eden kepçeli bir çark veya zincirle donatılmış kazı makinesi, kazmaç, ekskavatör … Çağatay Osmanlı Sözlük
kelepçe — is., Far. kelebçe 1) Tutukluların kaçmasını önlemek için bileklerine takılan, bir zincirle tutturulmuş demir halka Kafile, kelepçe, zincir ve pranga sesleri ile meydanı geçti. F. R. Atay 2) tek. Kablo, boru vb. şeyleri bir yere bağlı tutmak için… … Çağatay Osmanlı Sözlük
madalyon — is., İt. medaglione Boyna zincirle takılan, genellikle değerli metalden yapılmış, içine küçük resim gibi şeyler konulan, türlü biçimde süs eşyası Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller … Çağatay Osmanlı Sözlük
pandantif — is., Fr. pendentif İnce bir zincirle boyna takılan değerli takı Açık boyundaki iri zümrüt taşlı platin pandantifine, elindeki büyük altın çantaya bakarak şaşıyordu. Ö. Seyfettin … Çağatay Osmanlı Sözlük
salıncak — is., ğı 1) İki ucundan iki iple veya zincirle yüksek bir yere asılan ve üzerine oturulup sallanılan eğlence aracı Salıncağa annesi binmedi, o bindi yalnız. T. Dursun K 2) Küçük çocukları uyutmak için beşik yerine kullanılan ve karşılıklı iki yere … Çağatay Osmanlı Sözlük
tekerlek pabucu — is. Arabaların, yokuş inerken hızlanmalarını önlemek amacıyla tekerlek altına sürülen ve arabaya zincirle bağlı bulunan demir parçası … Çağatay Osmanlı Sözlük
zincirlemek — i 1) Zincirle bağlamak 2) Art arda, peş peşe gelmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
zincirlenmek — nsz 1) Zincirle bağlanmak 2) Birbirine sıkıca bağlanmak 3) mec. Art arda, peş peşe sıralanmak İçi karmakarışık, çocukluk yıllarından Ahmet e ilişkin bir sürü çağrışım, birbirine zincirleniyor. A. İlhan … Çağatay Osmanlı Sözlük